Alıntı: Öğretmen Yetiştirmede Mesleki Rehberliğin Yeri ve Önemi

Yayınlanmış Eğitim-Öğretim, rehberlik ve alanımızla ilgili bazı yayınları "Alıntı Yazı" etiketi ile tekrar yayınlamaya başladım.

Neden mi?

Çok güzel çalışmalar ve araştırmalar yapılıyor fakat herkesin bu çalışmalardan haberi maalesef olamıyor. Burada yayınlayarak bu bilgileri daha fazla kişiye ulaştırmayı hedefliyorum.



Yazının aslı buradadır: http://yayim.meb.gov.tr/dergiler/155-156/akbaba.htm


Not: Makalenin sahibi Doç. Dr. Sırrı AKBABA Atatürk Üniversitesi KKEF PDR'den hocamdır. Bu vesile ile kendisine saygı ve şükranlarımı sunuyorum.


Doç.Dr. Sırrı AKBABA**


Meslekî psikolojik danışma ve rehberlik, 1900’lü yıllardan itibaren gelişen sistemli ve profesyonel bir yardım süreci olup, bu hizmetten ne yazık ki ülkemizdeki diğer tüm mesleklerde olduğu gibi öğretmenlik mesleği için de yeterince yararlanılmamaktadır. Halbuki meslekî psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin ilk götürülmesi gereken meslek öğretmenliktir. Çünkü diğer tüm meslek mensupları öğretmenlerin elinde yetişmektedir. Meslekî rehberlik hizmetlerini, psikolojik yardım görmüş öğretmen, yetiştireceği bireylere sunabilir. Bu nedenle; diğer mesleklere atanacak olan kişilerin isabetli meslek seçebilmeleri, öncelikle onları yetiştiren öğretmenlere bu hizmetin yeterince götürülmüş olmasına bağlıdır.

Öğretmenlik mesleği için genel olarak yapılacak meslekî psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerini, iki ana başlıkta toplamak mümkündür. Bunlardan birisi hizmet öncesinde diğeri ise öğretmenlik mesleğine girdikten sonra yapılacak olan yardımlardır.
I. Hizmet Öncesi Meslekî Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Hizmet öncesinde yapılacak olan meslekî psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri gelişimsel, özellik-faktör, karar vermeye yardım, tipoloji ve sosyal öğrenme teorileri çerçevesinde olmak üzere beş başlık altında ele alınacaktır.
1. Gelişimsel Meslekî Psikolojik Danışma ve Rehberlik:
Bu yaklaşım, Ginzberg(1) ve Super(2, 3)’ın meslekî gelişim kuramlarının uygulanmasıyla ilgilidir. Gelişimin evrelerden meydana geldiğini ileri süren bu teorilere göre; her bir gelişim evresinin kendine özgü gelişim görevleri mevcuttur. Öğretmen olacak bireylerin bu gelişim görevlerini geç kalmadan yerine getirebilmeleri için, aile eğitiminden başlayarak, ilköğretim ve orta öğretim sıralarında gerekli tüm çalışmalar yapılmalıdır. Öğrencilerin bu görevleri yerine getirmeleri ile ilgili olarak onlara yardımcı olmak, öğretmenler için güç bir iştir. Çünkü ilköğretim ve orta öğretime gelmiş olan çocuklar, daha önceki gelişim yıllarında yeterli meslekî olgunluğa ulaşmamış olabilirler. Bu nedenle öğretmenler, öğrencilerinin ulaştıkları meslekî olgunluk düzeylerini tespit ederek bulundukları düzeyden yardıma başlamaları gerekmektedir.
Super ve Overstreet(4) meslek seçimine ilişkin gelişim görevlerini belirlemişlerdir. Bu görevler Türkçe’ye de çevrilmiştir(5). Ayrıca meslekî olgunluk düzeyini belirleyecek ölçekde geliştirilmiştir(6). Geriye bunları kullanarak öğrencilere gelişimleri sırasında yardımcı olmak kalıyor.
Super’in yaklaşımının odağını oluşturan öz kavramının sağlıklı oluşumu da, bireyin gelişimi sırasında önemle üzerinde durulması gereken bir diğer unsurdur. Öz kavramının doğru ya da yanlış oluşumunu belirleyerek kendilerini değerlendirmelerine fırsat vermek amacıyla Kuzgun tarafından “Kendini Değerlendirme Envanteri”(7) ve “Akademik Benlik Kavramı Ölçeği”(8) isimlerinde iki ölçek geliştirilmiştir. Öğrencilerin kendilerini doğru algılamaları konusunda bu ölçeklerden yararlanılabilir.
Küçük yaşlardan itibaren mesleğe yönlendirmenin önemi, öğretmenlik mesleği için dikkate değer bir konudur. Çünkü usta-çırak ilişkisini gerekli kılan mesleklerde olduğu gibi, öğretmenlikte de bazı temel becerilerin küçük yaşlarda kazandırılması gerekmektedir. Bu becerilerden bazıları başkalarının davranışlarını pekiştirebilme, farklı yaş gruplarıyla iyi ilişkiler kurabilme, okuma-yazma... becerileridir. Bu becerilerle birlikte ideal öğretmenliğin gerektirdiği; öğretmenlik sevgisi, çocuk sevgisine adanmışlık... gibi öğretmenlik tutum ve davranışları da küçük yaşlarda geliştirilebilmektedir. Tüm bu sebeplerden ötürü üniversitelerdeki öğretmen yetiştiren okullara öğrencileri, daha erken yaşlardan itibaren hazırlamalıdır. Bu amaçla öğretmen liselerine yeniden işlerlik kazandırılmalı, öğretmenlik mesleği için gerekli olan tutum ve davranışlar bu liselerde kazandırılmalıdır. Daha sonra eğitim fakültelerine ve diğer öğretmen yetiştiren kurumlara bu liselerden eleman sağlanmalıdır.
2. Tipoloji Teorisine Göre Meslekî Psikolojik Danışma ve Rehberlik:
Holland’ın(9) (1985) tipoloji kuramına göre insanlar, kişilik özellikleri bakımından 6 grupta toplanabilir. Her bir kişilik tipine sahip birey, aynı tipe uygun çevresel model içerisinde kendini geliştirip mutlu olabilmektedir. O hâlde öğretmenlik mesleğinin çevresel modeline uygun kişilik tipine giren bireyler seçilip, bu kişiler öğretmen yetiştiren kurumlara yerleştirilmelidir. Aksi hâlde farklı kişilik tiplerine mensup bireyler öğretmen olmakta, bunun sonucunda da hem öğretmenlik mesleği zarar görmekte hem de bu kişiler, kişiliğine uygun olmayan bir çevrede huzursuzluk, stres ve uyumsuzluk içerisine düşerek mutsuz olmaktadırlar.
Holland kişilik tiplerini belirlemek için 2 ölçme aracı geliştirmiştir. Bunlar Meslekî Tercih Envanteri ile Kendini Araştırma Ölçeğidir. Kişilik örüntüsü psikolojik bakımdan ayrışmış olanların kişilik tiplerini belirlemek kolaydır, ancak bazı bireylerin kişilik tiplerini belirlemek kolay bir iş değildir. Kişilik tipini belirleme işleminde hem geliştirilen testlerden hem de gözlem, otobiyografi, kimdir bu, anket ve görüşme gibi test dışı ölçme tekniklerinden de yararlanılabilir.
Öğretmenlik mesleğinin sunduğu çevresel modelin gerçekçi, aydın, sanatçı, sosyal, girişimci ve gelenekçi çevrelerden hangisi ya da hangilerine uygun olduğunu belirlemek için de birçok yöntem ve tekniklere başvurulabilir. Öğretmenlik mesleğinde mutlu ve başarılı olmuş olan öğretmenlerin kişilik tiplerini belirleyerek, belirlenmiş olan bu kişilik tiplerinin ortak yanlarından hareketle de öğretmenlik mesleğinin sunduğu çevre tahmin edilebilir. Öğretmenlik mesleğini içeriğinde gösteren eğitim sendikalarının ve öğretmen derneklerinin bu görevlerini acilen yapmaları gerekmektedir. Meslek seçme aşamasına gelmiş olan bireyler, az-çok kişilik tipleri hakkında tahmin yürütebilmektedir. Bu tahminlerinin doğruluk oranı, okullarda onlara sunulan rehberlik hizmetleri yoluyla da artırılabilmektedir. Öğretmenlik mesleğinin öğretmenlere sunacağı çevrenin belirlenmesiyle de meslek seçecek olan bireylere, bu mesleğin tiplerine uyup uymadığına karar vermeleri kalıyor. Karar verme işi de ne okul psikolojik danışmanının, ne de öğretmenlerin işi olmayıp, bizzat sonuçtaki sorumluluğu üstlenecek olan öğrencinin işidir. Bu aynı zamanda demokratik anlayışında bir gereğidir. Ancak bu konu genellikle yanlış anlaşılmıştır. Gerekli rehberlik yapıldıktan sonra karar, meslek seçecek olana bırakılmalıdır. Yeterli düzeyde rehberlik yapılmadan ister kararı öğrencinin kendisi versin, isterse onun yerine yetişkinler versin, her iki şekilde de verilmiş olan karar zararlı sonuçlar doğurabilmektedir.

3. Özellik-Faktör Kuramına Göre Meslekî Psikolojik Danışma ve Rehberlik:
Williamson, Paterson ve Darley (1950)(10) tarafından geliştirilen ve Parsons’un 1908’de kurduğu meslekî büroda yapılan çalışmalara dayanan özellik-faktör teorisine göre, meslek alanlarına uygun elemanlar yerleştirme gibi acil bir soruna çözüm bulmak için üç tür çalışma yapılmaktadır. Bunlar:
1. Bireyin özelliklerinin tanınması
2. Mesleğin gerektirdiği özelliklerin tanınması
3. Bireyin özellikleri ile mesleğin özelliklerinin karşılaştırılıp eşleştirilerek uygun seçimlerin yapılıp, isabetli kararların verilmesidir.
Öğretmenlik mesleğini seçecek olan bireylerin önce yetenek, ilgi, değer ve kişilik özelliklerinin test ve test dışı tekniklerle belirlenmesi gerekiyor. Sonra öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği ilgi, yetenek, değer ve diğer kişisel özelliklerin belirlenmesi gerekiyor. Bireyden ve öğretmenlik mesleğinden elde edilen bu bilgiler karşılaştırıldığında; kişilik özellikleriyle mesleğin gerektirdiği özellikleri binişiklik gösterenler seçilip, öğretmen yetiştiren kurumlara yerleştirilmelidirler.
İstenilir bir düzeyde öğretmenlik yapabilmek için, gerekli genel yetenek düzeyinin ne olduğu, bu mesleğin gerektirdiği özel yeteneklerin neler olduğu ve hangi ilgi alanları içerisine girdiği ve ayrıca öğretmenlik mesleğinin hangi ihtiyaçları doyurduğu belirlenmelidir. Bu işlemi yapmakla, mesleğin kimler tarafından yaşatılıp yüceltileceği ve kimler tarafından meslek olmaktan çıkarılacağı belirlenmiş olur.
Her meslekte olduğu gibi öğretmenlik mesleğini ve bu meslekteki görevleri başarılı bir şekilde yerine getirebilmek için de, gerekli olan bir genel yetenek düzeyi vardır. Zihinsel olarak belirlenmiş olan bu düzeye ulaşmamış kimselerin öğretmenlik mesleğine değil de, daha alt düzeyde genel yetenek gerektiren mesleklere yöneltilmesi gerekir. Yapılan bir araştırmada(11), çeşitli meslek grupları arasında puan ortalamaları bakımından farkların olduğu, öğretmenlerin ise 122.1 zekâ bölümüne sahip olmaları gerektiği ortaya konulmuştur. Öğretmenlik mesleği genel yetenek yanında, bir grup özel yetenek örüntüsünü de gerektiren bir meslektir. Öğretmenlik mesleğinde farklı branşların oluşu, her branş için yalnız bir özel yeteneğin yeterli olacağını düşündürebilir. Ancak sadece bir özel yeteneğin zorunlu olduğu branşların (Müzik öğretmenliği, resim-iş öğretmenliği, ..., gibi) gerektirdiği görevlerin yerine getirilebilmesinde bile sözel yetenek gibi... farklı yeteneklere de ihtiyaç duyulmaktadır. O hâlde her farklı branş için öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği farklı özel yetenek örüntüleri belirlenmeli ve farklı branşlarda yetişmek isteyen öğretmen adaylarının yetenekleri bu açıdan değerlendirilmelidir.
Meslekî faaliyetleri yerine getirebilmek için gerekli olan yeteneğe sahip olmak başarıya, bu yeteneğin düşük düzeyde olması da başarısızlığa yol açmaktadır. Başarısız olan bireyin meslekten alacağı doyumda düşük olacaktır. O hâlde öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği genel ve özel yeteneklere sahip olmakla, öğretmenlikten elde edilen doyum arasında, başarıdan kaynaklanan bir ilişki olduğu söylenebilir. Günün büyük bir bölümünü öğretmenlik faaliyetleriyle geçiren kişi, bu meslekten doyum elde edemediği zaman mutsuz ve huzursuz olacaktır. Bu da o kişinin uyum düzeyiyle yakından ilişkilidir. Nitekim yapılan bir araştırmada (Akbaba, 1996), kendilerine uygun meslek seçmede farklı düzeylerde bulunan bireylerin uyum düzeyleri, uygun meslek seçenlerin lehine farklı çıkmıştır.
Öğretmenlik mesleğine ilgi duyanlara bu meslek, tüm özellikleriyle tanıtılmalıdır. Öğretmenliği tanıtma sadece bilgi verme yoluyla değil, bununla birlikte meslekte uygulamalar yaptırarak, yaşantı geçirme yoluyla da yapılmalıdır. Bu yollarla mesleği gerçek yüzüyle tanıyan birey, duyduğu ilginin gerçek bir ilgi mi yoksa geçici bir heves mi olduğunun farkına varacaktır. Ülkemizde bu tür bir yaşantı kazandırma işi, öğretmenlik uygulaması (staj) yoluyla yapılmaktadır. Ancak bu da geç kalmış bir hizmettir. Fakülte son sınıftaki bir öğrencinin staj sonucundaki mesleği tanıması, büyük oranda o mesleğe ilgi duymadığını ortaya koyabilir ancak meslekten uzaklaşmasına ve başka bir meslek seçmesine yol açmaz. Çünkü ülkemiz gerçekleri dikkate alındığında meslek seçimi, Ginzberg’in ifade ettiği gibi büyük oranda geri dönülmezliği içermektedir. Bu nedenle öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği ilgi, öğrencilere lise çağlarında tanıtılmalı, öğretmenlik yaşantısı da yine o çağlarda kazandırılmalıdır. Ancak bu şekilde iyi bir zamanlamada bulunulmuş olur.
Öğrencilerin öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği ilgiyi tanıması yanında, kendi ilgilerini de tanıması gerekmektedir. Öğrencilerin ilgi alanları; öğretmenin gözlemlerinden, öğrencilerin kendi ifadelerinden ve ilgi envanterleri sonuçlarından elde edilebilir. Sınıfta öğretmen tarafından istenenin ötesinde fazla bilgi edinme çabaları, öğrencinin tercihlerinden ya da ilgi alanlarından kaynaklı olabilir. Öğrenciden elde edilen bu bilgiler öğrencinin kendisine tanıtılarak, lise 2. sınıfta alan seçimi yaparken, lise 3. sınıfta meslek tercihi yaparken yetenekleri yanında ilgisini de dikkate almasına ve sonuçta isabetli seçimler yapıp, uygun kararlar vermesinde ona rehberlik yapılmış olur. Ancak ilgi, yeteneklerde olduğu gibi erken yaşlarda tespit edilemez. Çünkü ilgi, ergenlik çağının sonlarına doğru kararlılık kazanır. Bu nedenle öğrencinin ilgisinin, öğretmenlik mesleğine yönelik olup olmadığından ziyade, “sosyal yardım ilgisi” gibi öğretmenlik mesleği için gerekli olan ilgi alanlarının envanterlerle belirlenmesi daha yararlı olacaktır. Öğrencilerin ilgilerini ölçmek amacıyla, gerek dilimize çevrilerek adaptasyonu yapılmış gerekse ülkemizde geliştirilmiş olan yeterli sayıda ilgi envanterleri mevcuttur.
Öğretmenlik mesleğini hem yürütürken hem de bu mesleğin gereklerini yerine getirdikten sonra öğretmenliğin, meslek mensubuna sağladığı doyum vardır. Meslekî görevler yapılırken sağlanan doyum ilgiden kaynaklıdır. Gerek ilgiye, gerekse görevleri yerine getirdikten sonra sağlanan doyuma meslekî değer denir. Öğretmenlik mesleğinin karşıladığı doyum ile bu mesleği seçecek olan bireyin öncelik verdiği meslekî değerinin örtüşüp örtüşmediğine de, meslek seçimi öncesinde dikkat edilmelidir, öğretmenlik mesleğinin sağladığı doyumlara diğer bir ifadeyle, öğretmenliğin meslekî değerlerine öncelikli yer vermeyenlerin öğretmen olmaları sonucunda “bana verilen para kadar çalışırım” gibi ifadelerle karşılaşılmaktadır. Halbuki bu sözü söyleyen kişi öğretmen değil de, ticaret gibi meslekî değeri para olan bir meslek mensubu olmalıydı.
Sonuç olarak; genel ve özel yetenekleri, ilgisi, değeri ve kişisel özellikleri öğretmenlik mesleği ile bağdaşmayanların bu mesleğe girmeleri engellenmeli, kendi niteliklerine uygun mesleklere yerleştirilmelidirler. Bu işlemler yapılabildiği oranda hem öğretmenlik mesleğine hem de bu bireylere yararlı hizmetlerde bulunulmuş olur.
4. Karar Kuramlarına Göre Meslekî Psikolojik Danışma ve Rehberlik:


Karar kuramlarına göre; meslek seçecek olan fertlerin etkili karar verme stratejilerini öğrenmeleri gerekir. O hâlde öğretmenlik mesleğini seçmeden önce bireylere karar verme stratejileri ile ilgili gerekli bilgiler verilerek yardımcı olunmalıdır. Etkili karar verme yöntemlerini öğrenen birey, isabetli kararlar alabilmektedir. Bu konuda Clarck ve ark.(12), Gelatt(13), Vromm(14), Bergland(15), Pitz ve Harren(16)’in görüşlerinden yararlanılarak bireylere meslek seçimi ile ilgili bilişsel yardım sunulabilir. Ayrıca karar verme ile, meslek seçme ile ve öğretmen olabilme ile ilgili bir çok grup rehberliği etkinliği Erkan’ın(17) ‘Örnek Grup Rehberliği Etkinlikleri’ kitabında mevcuttur. Bu etkinlikler uygulanarak, gerek meslek öncesinde gerekse meslekte öğretmenleri ve öğretmen olmak isteyenleri yetiştirmek mümkündür.
Öğretmenlik mesleğinin sağladığı doyum ile bu mesleği seçecek olan kişinin beklentisinin karşılaştırılması sonucu bireye akılcı seçimler yaptırılabilir. Beklentisi parasal olarak kazanç elde etmek olan bireyin, bu ihtiyacını ülkemiz şartlarını dikkate alarak, öğretmenlik mesleği ile doyurulamayacağını bilmesi, bu kişinin isabetli karar vermesine yol açacaktır.
Karar vermedeki uygunluk ve uygunsuzluk, bireyin gelişimiyle yakından ilgilidir. Bu nedenle aileyi de işin içine çekecek şekilde kararla ilgili gelişmeler konusunda bireye danışmanlık yapılabilir. Bu konuda okul-aile birliklerinden yararlanılmalıdır. Kimi zaman sadece velilere, kimi zaman sadece öğrencilere ve gerektiğinde de her ikisine de birlikte, karar verme konusunda bilgi aktarılıp, yardımcı olunabilir. Kararla ilgili bilgilendirme işi konferans şeklinde bilgi aktarmaları yoluyla olabileceği gibi, ev ödevi tekniği, hipotetik meslekî vakaları tartışma tekniği, grup tartışma tekniği ve meslek oynama tekniği(18) gibi değişik teknikler yoluyla da olabilir.


5. Sosyal Öğrenme Kuramına Göre Meslekî Psikolojik Danışma ve Rehberlik:


Öğretmen adayları yetiştirilirken öğretmenlik mesleği için gerekli özellikleri geliştirici eğitim verilmelidir. Bu eğitim sırasında adaylara, öğretmenlikle ilgili -”insan yetiştirmekten hoşlanıyorum” gibi- olumlu bazı yargılara götürücü ödüllendirmeler yapılmalıdır. Bununla birlikte yakın çevredeki iyi öğretmen tutum ve davranışlarına sahip öğretmenleri gözlemeleri ve örnek alabilmeleri için olanaklar sağlanmalıdır. Öğretmen adayı kendi kendini gözlerken, iyi bir öğretmen olacağı yargısına varabilmelidir. Aday bu yargıya, hem başkalarından (öğretmenlerinden ve arkadaşlarından) duyduklarıyla hem de doğrudan kendi yaşantısından hareketle ulaşabilmektedir. O hâlde böyle bir ortam öğretmen adaylarına, yetiştikleri okullarda sağlanmalı ve öğretmen yetiştiren kurumlar, öğrencilerini istenilir yargılara ulaştırıcı nitelikte yapılandırılmalıdır. Bu amaçlara ulaşmak için konulan kurallar, davranışlar, tutumlar tüm okul personeli tarafından bilinçli bir şekilde uygulanmalıdır.


II. Hizmet İçi Meslekî Psikolojik Danışma ve Rehberlik


Meslek rehberliği, meslek seçimi ile sonuçlanan bir hizmet değildir. Mesleğe girdikten sonra hizmet içerisinde yetiştirmeler sırasında da, meslekî psikolojik danışma ve rehberlik hizmeti sunulabilmektedir.
Öğretmenler hizmet içi eğitim kursları yoluyla da yetiştirilmektedirler. Ancak hizmet içi eğitim verilirken bazı eksik ve yanlış uygulamalar dikkati çekmektedir. Kurslar için emekli olmaya yaklaşmış kişiler değil, genç öğretmenler seçilmelidirler. Ayrıca hizmet içi eğitim kurslarının amaçları ve bu amaçlara ulaştıracak hedef davranışları, açık bir şekilde belirlenmelidir. Kurs çalışmaları, bu davranışları gerçekleştirici nitelikte olmalıdır. Örneğin; öğretim yılı başında ve yıl sonunda öğretmenlere “seminer çalışmaları” adı altında bir çalışma verilmektedir. Bu çalışmalarda amaçlarının ne olduğu öğretmenlerce de pek bilinmeyen ödevler verilmektedir. Bu ödevlerden bazıları şunlardır; “Öğretim metot ve tekniklerini yazınız”, “657 Devlet Memurlar Kanununun özetini çıkarınız”, “ilk okuma yazma öğretiminin özetini çıkarınız”. Öğretmenler tarafından formalite olarak görüldüğü için; bu ödevleri öğretmenlerden birisi yazıyor, diğerleri de fotokopi ile çoğaltarak görevlerini yerine getirmiş oluyorlar. Verilen bu ödevler bir çok kaynaklarda olduğu için, aslında bunun hazırlanmasına bile gerek yoktur. İhtiyacı olan zaten bu kaynaklara başvurmaktadır. Kaldı ki “seminer çalışmaları” ile “yazılı ödevler” birbirleriyle bağdaşmayan iki farklı durumdur. Belki yazılı ödevler, seminer çalışmasının bir parçası olabilir ama hiç bir zaman tek başına bir seminer çalışması olarak adlandırılamaz. Dahası bir fotokopi çektirme işi, asla bir seminer çalışması olamaz. Öğretmenlerin yararına inanmadıkları bu tür çalışmaların bir an önce asıl amacına hizmet edici bir şekle sokulması gerekmektedir. Meselâ bu çalışmaların adı “rehberlik hizmetleri, öğretmen meslekî danışma hizmetleri...” şeklinde değiştirilip, okul psikolojik danışmanı ya da üniversitelerin ilgili bölümlerinden öğretim elemanları rehberliğinde öğretmenlerin sınıf yönetimi, öğretmen-öğrenci ilişkileri, öğretim yöntem ve teknikleri, okul-aile iş birliği... gibi konularda getirecekleri problemler yine kendilerine çözdürülür ve diğer öğretmenlerde bunu izlerse yararlı bir hizmet yapılmış olur.
Sosyal beceri eksikliklerinden kaynaklı olarak öğretmenler, bir çok hata ve yanlışlar yapabilmektedirler. Bazen bu hatalar, disiplin problemleri bile doğurabilmekte, sonuçta öğretmen, öğrenci ve öğretmenlik mesleği zarar görebilmektedir. Tüm bu zararları önleyebilmek için, hem meslek öncesinde hem de meslek içerisinde öğretmen adayı ve öğretmenlere sosyal beceri eğitimi verilmelidir. Bir çok sosyal becerinin küçük yaşlarda kazanıldığı dikkate alınacak olursa, bu eğitim okul öncesi ve ilköğretimden itibaren verilmelidir. Sosyal becerilerin küçük yaşlarda geliştirilmesi ile ilgili kitaplar(19) ve aynı şekilde yetişkinlerin sosyal becerilerle donanmaları için hazırlanmış kitaplar(20a)” yazılmıştır. Bu ve benzeri eserlerden yararlanabilmek için, ilköğretimden itibaren her eğitim kademesindeki öğretim programları içerisine sosyal beceri eğitimi dersleri konulmalıdır.
Öğretmenin bir başka özelliği, duyarlı olmasıdır. Bu nedenle öğretmen adaylarına duyuşsal davranış eğitimi verilmelidir. Bu amaçla yazılmış eserlerden(20b)yararlanılabilir. Duyarlılık eğitimi almamış öğretmen, yetiştirdiği öğrencilerinin duygu ve düşüncelerini dikkate almadan iletişime girmekte ve onlarda onulmaz yaralara yol açabilmektedir. Kendi görevlerini yapmayan ve duyarlı olmadığı için bu eksiğinin farkında olmayan öğretmen, öğrencisini suçlayabilmektedir. Ön sıralarda oturduğu taktirde başarılı olabilecek olan uzağı göremeyen bir öğrenciyi arka sıralarda oturtup, başarısızlığını da öğrencinin zekâsı ile ilişkilendiren öğretmen, öğrencisini tanıma görevini yerine getirmeden, gece geç saatlere kadar iş yerlerinde ailesine katkıda bulunmak için çalışıp ertesi günde derste uyuduğu için onu azarlayan öğretmen, bireysel farklar gerçeğini göz ardı ederek, zekâca arkadaşlarından geri olan öğrencisini öğrenme güçlüğünden dolayı arkadaşları içerisinde azarlayan öğretmen ve daha birçok örnekleri verilebilecek bu öğretmenlerin, acilen duyuşsal davranış eğitimi almaları gerekmektedir. Hizmet içi eğitimle bu eksikler tamamlanabilir, ancak daha da önemlisi, öğretmenliğe başlamadan önce duyuşsal davranış eğitiminin verilmesidir.
Öğretmenlerin yetişmelerinde; gerek okul yöneticilerinin gerekse müfettişlerin rehberlik görevlerini yeterince yerine getirmedikleri, daha çok teftiş görevlerine ağırlık verdikleri gözlenmektedir. Halbuki rehberlik görevleri, öğretmenlerin yetişmesinde teftişten daha etkili olabilmektedir. Nitekim teftişin ceza ile birlikte algılandığı tüm öğretmenler tarafından çok iyi bilinmektedir. Cezanın ise eğitici değerinin olmadığı bilinen bir gerçektir. Rehberlik ise öğretmenin eksiklerini görerek düzeltmesine, üstün yanlarını görerek öz saygı düzeyini yükseltmesine yol açan yararlı bir yardım sürecidir. Bu nedenle öğretmenlerin yetişmelerinde rehberlik görevini yerine getirecek olan yönetici ve müfettişlerin, bu görevlerini yerine getirebilmeleri için, öncelikle kendilerinin rehberlik alanında yetişmeleri gerekmektedir.


Kaynaklar
Akbaba, S. Kendine Uygun Meslek Seçmede Farklı Düzeylerde Bulunan Bireylerin Uyum Düzeylerinin Karşılaştırılması. Atatürk Üniversitesi, Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi, Araştırma Yayınları, 1996.
Akkök, F. İlköğretimde Sosyal Becerilerin Geliştirilmesi. Ankara: M.E.B. Yayınları, 1996.
Bacanlı, F. Bir Meslekî Grup Rehberliği Programı ve Uygulama Kılavuzu. M.E.B. Yayını, 1996.
Bacanlı, F. Sosyal Beceri Eğitimi. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım, 1999.
Bacanlı, F. Duyuşsal Davranış Eğitimi. Ankara:Nobel Yayın Dağıtım, 1999.
Bengland, B.W. Career Planning: The use of sequential evaluated experience. (L: Herr Ed) Vocational Guidance and Human Development), Boston: Houghton-Mifflin Co. 1974.
Clark, R., Gelatt, H.B. ve Levine, L. A decision making paradigm for local guidance research. Personnel and guidance Journal, 44, 40-51.1965.
Celatt, H.B. Decision Making: A conceptual frame of reference for counse-
ling. Journal of counseling psychology, 9, (3) 240-245.1962.
Ginzberg, E., Ginzburg, S., W., Axelrad, S., ve Herma, J. Occupational Choice: An Approachto a General Theory, New York: Colombia University Press. 1951.
Holland, J.L. Making Vocational Choices: Ateory of Personalities and Work Environment (2nd Ed.). Englewood Cliffs: New Jersey. Pirintice Hall. 1985.
Kuzgun, Y. ve Bacanlı, F. Meslekî Olgunluk Ölçeği El Kitabı. Ankara: M.E.B. Yayını 1996.
Kuzgun, Y. Akademik Benlik Kavramı Ölçeği El Kitabı. Ankara: M.E.B. Yayını, 1996.
Kuzgun, Y. Kendini Değerlendirme Envanteri El Kitabı. Ankara: Ö.S.Y.M. Yayını, 1988.
Kuzgun, Y. Meslek Danışmanlığı Kuramlar Uygulamalar. Nobel Yayın Dağıtım. Ankara: 2000.
Pitz, G.R ve Harson, V.A. An analysis of career decision making from the point of view of Information-processing and decision theory. Journal of Vocational Behavior, 6, 95-99.1980.
Serdar, E. Örnek Grup Rehberliği Etkinlikleri. Ankara: Pegem A Yayıncılık, 3. baskı, 1999.
Super, D.E. A Theory of vocational development. American Psychologist, 8, (4) 185-190.
Super, D.E., Bohn, M.C. Occupational Psychology. London: Tavistock Pub. Ltd. 1970.
Super, D.E., Overstreet, P.L. The Vocational Maturity of the ninth-Grade Boys. New York: Teachers Collage. Columbia University. 1960.
Vromm, V.H. Work and Motivation. Nevv York: John Wiley and Sons. Co. 1964.
Williamson, E. Counseling Adolescents. New York: Mc Graw Hill Book Co. 1950.


* Bu makale II. Ulusal öğretmen yetiştirme sempozyumunda bildiri olarak sunulmuştur.
** Atatürk Üniversitesi Kâzım Karabekir Eğitim Fak. Eğitim Bil.Böl. Öğretim Üyesi.
(1) E. Ginzberg, Ginzburg, S., W., Axelrad, S., ve Herma, J. Occupational Choice: An Approachto a General Theory. New York: Colombia University Press. 1951.
(2) D.E. Super, A Theory of vocational development. American Psychologist, 8, (4) 185-190.
(3) D.E. Super, Bohn, M.C. Occupational Psychology. London: Tavistock Pub.Ltd. 1970.
(4) D.E. Super, Overstreet, P.L. The Vocational Maturity of the ninth-Grade Boys. Nevv York: Teachers Collage. Colombia University. 1960.
(5) Y. Kuzgun, Meslek Danışmanlığı Kuramlar Uygulamalar. Nobel Yayın Dağıtım. Ankara: 2000.
(6) Y. Kuzgun ve Bacanlı, F. Meslekî Olgunluk Ölçeği El Kitabı. Ankara: M.E.B. Yayını 1996.
(7) Y. Kuzgun, Kendini Değerlendirme Envanteri El Kitabı. Ankara: Ö.S.Y.M. Yayını 1988.
(8) Y. Kuzgun, Akademik Benlik Kavramı Ölçeği El Kitabı. Ankara: M.E.B. Yayını, 1996.
(9) J.L. Holland, Making Vocational Choices: Ateory of Personalities and Work Environment. (2nd Ed.). Englewood Cliffs: New Jersey. Pirintice Hall. 1985.
(10) E. Williamson, Counseling Adolescents. New York: Mc Graw Hill Book Co. 1950.
(11) Kuzgun, 2000, a.g.e.
(12) R. Clark, Gelatt, H.B. ve Levine, L. A decision making paradigm for local guidance research. Personnel and guidance Journal, 44, 40-51. 1965.
(13) H. B. Gelatt, Decision Making: A conceptual frame of reference for counseling. Journal of counseling Psychology, 9, (3) 240-245.1962.
(14) V. H.Vromm, Work and Motivation. New York: John Wiley and Sons. Co. 1964. Psychology, 9, (3) 240-245.1962.
(15) B. W. Bengland, Career Planning: The use of sequential evaluated experience. (L: Herr Ed) VocationalGuidance and Human Development), Boston: Houghton-Mifflin Co. 1974.
(16) G. R Pitz ve Harson, V. A. An analysis of career decision making from the point of view of information-processing and decision theory. Journal of Vocational Behavior, 6, 95-99.1980.
(17) S. Erkan, Örnek Grup Rehberliği Etkinlikleri. Ankara: Pegem A Yayıncılık, 3. baskı, 1999.
(18) F. Bacanlı, Bir Meslekî Grup Rehberliği Programı ve Uygulama Kılavuzu. M.E.B. Yayını, 1996.
(19) F. Akkök, İlköğretimde Sosyal Becerilerin Geliştirilmesi.  Ankara: M.E.B. Yayınları, 1996.
(20a) H. Bacanlı, Sosyal Beceri Eğitimi. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım, 1999.
(20b) H. Bacanlı, Duyuşsal Davranış Eğitimi. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım, 1999.