Eğitim öğretim yılının 1. Döneminin sonuna geldik

Bu yazımızın konusu çocukların büyük bir kısmının yaşadığı karne günündeki kaygılanma durumları.





Değerli veliler;
Eğitim öğretim yılının 1. Döneminin sonuna geldik. Bugün öğrencilerin bir dönem boyunca sürdürdüğü çalışmaların değerlendirileceği ve tatilin habercisi olan karnelerin dağıtılacağı gün.

Çocukların karne dönemindeki duygu durumları kendilerinin olduğu kadar ailelerinin de karneye yüklediği anlam ve öneme bağlıdır. Öğrencilerimizde ‘karne korkusu’ oluşmaması için velilerimizin beklenti düzeylerini gerçekçi kılmaları ve çıtayı doğru yüksekliğe koymaları çok önemlidir.

Öncelikle sizlerle küçük bir hikaye paylaşmak istiyoruz.

Bir zamanlar basketbol oyuncusu olmak isteyen Ahmet adında bir çocuk varmış. Ağabeyleri basketbol oyuncusuymuş ve bebekliğinden beri ailesi ile “Minikler Ligi” maçlarını izlermiş. Ahmet ağabeyleri gibi basketbol oynamak istiyormuş, oyuncuları sürekli basket atarken izliyormuş. Oyuncuların ne kadar eğlendiklerini ve ne kadar iyi arkadaş olduklarını görmüş. Ahmet de bunun bir parçası olmak istiyormuş.

Ahmet, basketbol oynayacak kadar büyüdüğünde, ailesi onu bir takıma yazdırmış. Ancak ne olsa beğenirsiniz, Ahmet basketbolda başarılı değilmiş. Basket atmaya çalıştığında hep ıskalarmış. Topu yakalamaya çalıştığında yanından geçip giden topu tutamaz, hatta topu takım arkadaşlarına atarken bile sorunlar yaşarmış. Ağabeyleri gibi sürekli çalışmış ancak Ahmet’in bedeni basketbola pek uygun değil gibi görünüyormuş. Kendini fazla geliştiremediği için bir sonraki yıl daha iyi bir takıma geçememiş, ama arkadaşları geçmiş. Takımındaki oyuncular kendisinden küçükmüş. Bir süre sonra Ahmet’in hevesi kaçmış ve takımdan ayrılmış.

“hiçbir zaman basketbol oynamak istemedim zaten, çok sıkıcı bir oyun.” Demiş Ahmet kendi kendine ama elbette ki yalan söylüyormuş.

Ahmet, ağabeylerinin maçlarını izlemeye gittiğinde kendini çok üzgün hissediyormuş. Onlar oynarken Ahmet, tek başına sahaya gider, durmadan bisiklete binermiş.

Bir gün Ahmet sahada bisikletini sürerken üzerinde kısa bir şort ve dizlerine kadar çekili çorapları olan bir çocuğun kendisine doğru geldiğini görmüş. “futbol oynamaya ne dersin? En iyi oyuncumuz ayrıldı” demiş çocuk.

Ahmet yeniden üzülmek istemiyormuş bu yüzden “Hayır. Nasıl futbol oynanacağını bilmiyorum.” Diyerek temkinli yaklaşmış.

-“harika bir takımımız ve iyi bir antrenörümüz var. Biz sana nasıl oynanacağını öğretiriz” demiş futbolcu çocuk. “lütfen oyna sana ihtiyacımız var.”

Ahmet futbolcu çocuğa basketbol deneyimini anlatmış. Futbolcu, Ahmet’in birçok insanın bazı spor dallarında başarılı bazılarında başarısız olduğunu anlamasına yardım etmiş. Futbolcu, Ahmet denemeye karar verene dek konuşmayı sürdürmüş.

Takım arkadaşları ve antrenör ahmet’e nasıl topa vurulacağını, nasıl koşması gerektiğini ve takım çalışmasını öğretmiş. Ahmet, bacaklarının kollarına göre daha güçlü olduğunu keşfetmiş. Kısa sürede çok iyi bir futbol oyuncusu olmuş. Basketbolda olduğu gibi yedek kulübesinde beklemek yerine her maçta oynuyor, kendini takımın bir parçası gibi hissediyormuş. Her maçın ardından futbolu daha çok sevmey  e başlamış.

Ahmet basketbol ve futbol oynarken çok önemli bir şey öğrenmiş. Herkes birbirinden farklı yeteneklere sahiptir ve bir konuda başarısız olmak demek her konuda başarısız olmak demek değildir. Aynı hedefe giden bir çok yol olabilir ve o yollardan birinin kapalı olduğunu gördüğünüzde açık olan yolu bulmaya çalışmanız önemlidir.

Nancy Devis, 1995

Unutmayalım; her bireyin kendine göre zayıf ve güçlü yanları vardır. Anne babalara düşen çocuklarının bireysel özelliklerini tanımak ve kabul etmektir. Zaman zaman ebeveynler iyi niyetle çocuklarını çalışmaya teşvik ettiklerini düşünerek çeşitli kıyaslama ifadeleri kullanabiliyorlar. Ancak bu durum yarardan çok zarar getirecektir. Zira hiç kimse kıyaslanmayı sevmez. Sürekli kıyaslanmaya maruz kalan çocuklar çevreleriyle aralarında duvar örmeye başlarlar. Zaman içinde karnenin, notun telafisi olur ama kaybedeceğimiz bir tek çocuğumuzun telafisi yoktur. Hiçbir karne ve not çocuklarımızdan daha değerli olamaz.

Eğer çocuğunuzun yarıyıl karnesi kötü ise;

Kötü olan yarıyıl karnesini düzeltmek konusunda ona güvendiğinizi hissettirin.
Ödül ve yaptırımları dengeleyin. Ödüllendirmek ona her zaman para vermek ve ayrıcalık tanımak değildir. Çocuğunuza onunla gurur duyduğunuzu söylemek veya onun başarmak için sarf ettiği gücü fark ettiğinizi belirtmek yeterlidir.
Öğrencinin gelişme gösterdiği ve zorlandığı alanları belirlemek için çocuğunuzla birlikte öğretmeniyle görüşün.
Çocuğunuzla okulu hakkında konuşun. Onu dinleyin.
Çocuğunuzu eğitirken kararlı ve adil davranın.
Tatil dönüşü okula adaptasyon

Tatilin son günlerine yaklaşan öğrencinin okula tekrar uyum sağlaması zor olabilir. Tatilin son haftasında çocuğun yemek ve uyku düzeninin, okul saatine uygun olarak ayarlanması önem taşır. Okula uyumu kolaylaştırmak için onun çantasını ve kıyafetlerini hazırlamasına yardım edin. Kitap ve defterlerini birlikte kontrol edin.



İlk dönem öğrendiği bilgiler hakkında onunla konuşun. Konulara ilişkin merak ve ilginizi onunla paylaşın. Öğrenme becerilerinin gelişmesi zaman alır, sık tekrar gereklidir. Çocuğunuzu sabırlı, dikkatli ve olumlu olması konusunda yüreklendirin.



İkinci dönemde görüşmek üzere

Yorumlar