Tercihlerde Dikkat : Tercihlerimiz kim olduğumuzdur!

Ne zaman ve nerede doğacağımızı, hangi anne babanın çocuğu olacağımızı seçmeden, seçemeden geliriz dünyaya. Anne babamızı seçemeyişimiz ırkımızı da seçemememiz anlamına gelir. Her zaman olmasa da çoğunlukla bu seçememe işi dine, siyasi görüşe yer yer de yaşam tarzına kadar dayanabiliyor.

Her ne kadar içine doğduğumuz ırk, kültür, din yaşam tarzımızda belirleyici olsa da, yaş aldıkça insan temeldeki sabit motiflere rağmen, tercihlerini kendi belirlemeye ve seçimlerini kendince yapmaya başlayabiliyor.


Ne tarz ve renk giyeceğimize önce annemiz babamız karar veriyor. Büyüdükçe müdahale alanımız genişliyor. Fikirlerine başvursak da, belli bir yaştan sonra kararlarımızı onlara bırakmıyoruz. Zamanla anne babamızın yerini, arkadaşlarımız sevgililerimiz eşlerimiz alıyor. Etrafımızda olanların, bizim adımıza seçimler yapmasına izin veriyor, hatta istiyoruz. Seçemeyeceklerimiz sadece sözünü ettiğim demografik yapımız değil. Yürüme ve konuşma ve benzeri içgüdüsel olan tüm diğer öğrenmeleri de seçemiyoruz. Sadece zamanı geldiğinde, uygun yeterliliklere kavuştuğumuzda yapabiliyoruz.

İçgüdüsel olmasa da, okula gidip gitmeme gibi, seçimi bize bırakılmamış olan, tercihte bulunamayacağımız konular da var. Ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, genelde beş-altı yaşlarımızda okula başlamak ve 10-12 yıl öğrenim almak tercihimize bırakılmayan zorunluluklardan. Adı üstünde “zorunlu eğitim”. Hangi okula gideceğimiz seçilebilecek bir olgu ama bu seçimi de genelde anne babamız ya da içinde bulunduğumuz koşullar bizler adına yapıyor. Okul öncesinde, ana sınıfında, ilköğretim okulunda devlet mi özel mi olacağı kararı bizim dışımızda alınıyor. Lise seçiminde fikrimiz soruluyormuş gibi yapılıyor. Çoğu kez sınavlara, sıralama ve elemelere de takılıyor isteklerimiz, tercihlerimiz. Lise seçiminde tek faktör devlet mi özel mi ayırımı değildir. Akademik bir eğitim mi alacağız, almalıyız yoksa teknik ve mesleki mi? Bu karar da bizden daha çok koşullara, sınav sonuçlarına ve ailemize bağlı oluyor.

[B]Zinciri nerede kırabiliyor insan? [/B]

Yaşam bizi öyle ya da böyle lise 9. Sınıfa kadar kendi sistemi içinde savuruyor, sürüklüyor ve bir noktaya getiriyor. Lise 9’un bitimi ile birey olma, kendi seçimlerini yapabilme, tercihlerinde özgür olabilme olgusu ile tanışıyoruz. 16-17 yaşlarımız, ergenliklerimizin son evreleri, birkaç yıl içinde “reşit” olacak olmamız, oy kullanabilme ve sürücü belgesi alabilme “ehliyetine” kavuşacak olmamız, ilk özgür tercihlerimizin de habercisidir sanki.

Artık ne öğrenmemiz, ne okumamız, ne tür yetenekler ve bilgi birikimleri kazanmamız gerektiğine kendimiz karar verebiliriz, vermeliyiz de. İçimizi, beynimizin içindekilerini, güçlü ve zayıflıkları ile tüm yönlerimizi, neye yetenekli olduğumuzu, hangi yeteneklerimizin gelişmeye açık olduğunu, neye ilgi duyduğumuzu ya da duyabileceğimizi en iyi kendimiz biliriz.

İnsanın tüm yaşamı boyunca yaptığı tercihlerin, nasıl bir kişilik yapısında olduklarına bağlı olduğu gibi, bu tercihler de kişilik yapısını karşılıklı olarak belirliyor. Karşılıklı bir etkileşim söz konusu. Sadece kişilikler değil, yaşam tarzları da, nasıl bir yaşam süreceğimiz de aynı oranda etkileniyor, seçimlerimizden, tercihlerimizden.

Okul bize çok da seçme alanı bırakmıyor. Teknik-meslek liselerinde baştan seçilmiş mesleki alanlar, süreci zaten çok önceden belirlemiş, yol haritasını çizmiş oluyor. Çerçevenin dışına çıkabilen birey sayısı yok denecek kadar az oluyor. Akademik genel liselerde de durum çok farklı değil. Alınması gereken “zorunlu dersler” sistemin ana omurgasını oluşturuyor. Zorunlular dışında bırakılan seçimlik dersler az. Üstelik bu seçme işi de öyle sanıldığı gibi öğrenciye bırakılmıyor. Yönetmeliği var, yönergesi var, genelgesi var bu işlerin.

Burada öğrencilere düşen görev, bir yandan lise 9’u okurken, bir yandan da, üniversitede hangi programlara gitmek istediğini, isteyebileceğini irdelemektir. Önce kendi durumunu analiz etmeli, yatkın olduğu alanlar neler, asla ilgilenmek istemeyeceği konular hangileri, hangi alanlara karşı yetenekli hangilerine değil gibi birçok soruyu kendi içinde yanıtlayabilmelidir.

Türkiye gerçeğinde öğrencilerin düşünmesi gereken diğer bir konu da, öğrenim almak istedikleri yükseköğretim programları için ne tür bir sıralama-eleme sınavlarından geçecekleri, bu sınavlarda başarılı olabilmek için lisede hangi dersleri almaları ve başarılı olmaları gerektiğidir. Her programın gerektirdiği geçiş-giriş sınavları farklı. Her sınavın da liseye yönelik ders içerikleri de ayrı. Öğrenciler, lisede bu derslerin ne olduğunu önceden öğrenmeli, eğer ilgileri ve yetenekleri de varsa, mutlaka bu dersleri almalı, çok iyi şekilde o dersin içeriklerini özümsemeliler.

İnsan yaşamının önemli unsurlarından biri iş yaşamıdır. Ne iş yapacağımız, bu işi ne için yapıyor olacağımız önemli bir yaşam argümanıdır. Erken bulanlar çıkabilir, ancak lise yıllarında bu konuya da kafa yormalı ve ana bir kulvar belirlemeye çalışmalıyız. Bunu sadece hangi dersleri almamız gerektiğine karar verebilmemiz için değil, aynı zamanda katılacağımız sanat, spor, öğrenci kulübü, sosyal sorumluluk ve benzeri ders dışı etkinliklerin, öğrenmemiz gereken yabancı dillerin, kazanmamız gereken bireysel becerilerin neler olması gerektiğini belirlememiz için de yapmalıyız.

Her tercih bir vazgeçiştir

Her tercih bir vazgeçiştir. Bunu da unutmadan seçimler yapmalı, tercihlerimizi oluşturmalıyız. Bir şeyi tercih etmemiz, diğerini bırakmamız ve seçmiyor olmamız anlamına geliyor. Kişilik yapımız seçimlerimizi etkiler. Ancak, lisede hangi dersleri alacağımızı, üniversitede hangi bölümde okuyacağımızı, bu bölüme hangi üniversitede devam edeceğimizi, lisede ve üniversitede hangi öğrenci kulüplerine, etkinliklerine katılacağımızı, ne tür sanat, spor, sosyal sorumluluk faaliyetleri içinde olacağımızı seçmemiz de, yaşam tarzımızı önemli ölçüde belirleyecektir. Yaşam tarzımız da nasıl bir insan olduğumuzu biçimleyecek, bu biçim bir anlamda kişiliklerimizi de evirecek ve dönüştürecektir. Yaşamda attığımız her adım, yaptığımız her seçim ve tercih o andan sonraki tüm anlarımızı ve durumlarımızı, oranları farklı olsa da tümüyle etkileyecektir.


Tercihlerimiz kim olduğumuzdur!

Bireye düşen, tercihlerini, sahip olduğu koşulların elverdiğince, hatta o elverme durumunu zorlayarak, kendisi için en doğru en uygun olanından yana yapmaya çalışmasıdır. Başarının da, saygınlığın da, paranın da, yüksek yaşam standartlarının sırrı da burada yatıyor olsa gerek.

Oktay Aydın

Kariyer Danışmanı

Yorumlar