Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nden Anne-Babalara Mesaj

Karne Çocuğunuzun Değeri Değildir

Yaklaşık 16 Milyon ilk ve orta öğretim öğrencisi karnelerini alarak sömestre tatiline başlıyor. Notlar yüksek olduğunda çocuğun karnesi aileye heyecan, memnuniyet ve gurur getirir. Bazen de karnedeki kötü notlar aile içerisinde üzüntü, kaygı, öfke ve belirsizliği getirir. Her iki durumda da karne dönemi aile içerisinde geleceğe ilişkin planların yapıldığı ve geçmiş çabaların, çalışma alışkanlıklarının, zamanın nerede harcandığının ve amaçların gözden geçirildiği yeni bir dönemdir.

Bu Konuda karnelerin anne-baba ve öğretmenlerce değerlendirilmesi karnenin işlevi açısından son derece önemlidir. Karne, öğrencinin başarılı veya başarısız, değerli veya değersiz, işe yarar veya işe yaramaz olarak etiketlendiği bir belge değil; öğrencinin bulunduğu eğitim ortamında ondan beklenen bilgi ve beceri alanındaki yeterlilikleri ne derece gösterdiğine ilişkin bir eğitsel araçtır. Asıl amacı öğrencinin güçlü yanlarını ve geliştirmesi gereken yanlarını işaret etmeye ve anne baba ile çocuğun kolaylıkla konuşmasını kolaylaştırmayı amaçlayan bir belgedir. Değerlendirmenin amacı bireye eksiklikleri göstererek gelişmesi için yapılması gerekenler üzerinde yönlendirebilmektir.
Bu nedenle karneler sadece çocuk için değil, öğretmen, okul ve aile için de yol gösterici bir nitelik taşır. Çünkü çocuğun gelişimi ile ilgili olarak herkes kendisine: “Bu yetersizlikleri gidermek için ne yapabiliriz?” sorusunu sormalıdır.

Anne-babalar, karne döneminde çocuklarıyla nasıl iletişim kurmalıdır? İşte öneriler: Çocuğunuzla başkalarının yanında karnesi hakkında konuşmayınız. Konuşma için 30 – 40 dakikalık bir zaman ayırınız. Televizyon, bilgisayar ile ilgilenmeden rahat bir değerlendirme için yeterli zamanı ayırınız. Karneyi çocuğunuzu azarlamak veya küçük düşürmek için bir araç olarak kullanmayınız. Geçmiş sömestrde çocuğunuzun neler öğrendiğini sorunuz. Aldığı notlardan çocuğunuzun memnun olup olmadığını, başarısını artırmak için neler yapılabileceğini çocuğunuza sorunuz. Bunları siz sıralamayınız. Çoğunlukla çocuklar bunları dinlemeyecektir. Çocuğunuzun gelecek döneme ilişkin hedeflerini dinleyiniz olumlu bulduklarınızı destekleyiniz. Karneyi inceledikten sonra önce gördüğünüz “olumlu” yönler ve iyi notlar üzerinde durunuz ve bunlara ilişkin memnuniyetinizi belirtiniz. Matematik, Yabancı Dil, Türkçe, Fen Bilgisi gibi derslerden birinden veya bu dersler dışında başarılı olduğu bir dersten konuşmaya başlayabilirsiniz. Karnedeki kırık notlarla ilgili konuşurken çocuğunuzu tahrip etmeyiniz. Duygularınızı paylaşınız. Örneğin: “Bu durum seni olduğu gibi beni de üzdü; ama daha çok çalışman gereken dersleri görmüş olduk.” Çocuğun karnesine ilişkin kendi duygularını paylaşmasına fırsat verin, duygularını açmaya teşvik edin. Tehditkâr ve kaygıya yol açacak ifade ve tarzlardan kaçının. Duygular, düşünceler ve davranışlar birbirlerinden etkilenirler. Çocukların öncelikle duygularını ifade etmelerine izin verin. Çocuğunuza karnesi nasıl olursa olsun onu sevdiğinizi ve değer verdiğinizi gerçekçi bir şekilde gösterin. Çocuklar ne söylediğinizden çok neyi nasıl söylediğinize daha çok dikkat ederiler. Çocuklarınızın sizi sizden daha çok tanıdığını unutmayın. Kendiniz olun.

Çocuğunuzun başarısını başka çocuklarla özellikle kardeşiyle, komşularla veya yakın akrabalar ile kıyaslamayın. Unutmayın başarılı bir çocuğa sahip olmaktan çok sağlıklı ve uyumlu bir çocuğa sahip olmak önemlidir. Çocuğunuzun karnesini başkalarına karşı bir “övünme” ya da “utanma” nedeni olarak kullanmayın. Böyle ifadelerden kaçının. Örneğin, “Bu karneyle konu komşuya rezil ettin bizi!”. “Ben de şöyle göğsümü gere gere çocuğumun karnesini dosta düşmana gösteremeyecek miyim?” gibi ifadeler çocuğun kişiliğini zedeler. Unutmayın çocuğunuz, sizin için değil öncelikle kendisi için çalışmalıdır. Karneyi çocuğun kişiliğinin bütününe yönelik bir değerlendirme aracı olarak kullanmayınız. Karnesi çok parlak çocuklar ödüllendirilirken, karnesi daha az parlak çocuklar da teşvik edilmelidir. Çocuğa, elde edilen sonuç kadar gösterilen çabanın önemli olduğu mesajı verilmelidir.

Anne-babalar olarak kendi öğrencilik yıllarınızı ve kendi karnelerinizi hatırlayıp, çocuğunuzla empati kurmaya çalışınız. Unutmayın çocuğunuzun karnesi anne-baba olarak sizin için de bir değerlendirmedir ve her değerlendirme eksikleri gösteren bir bilgidir. “Bu sonuçlar üzerinde benim katkım ne kadar oldu?”, ”Hangi davranışlarımızı değiştirmeliyiz?”, “Biz nasıl bir aile ortamı sağlarsak çocuğumuz daha başarılı olabilir?” diye düşünmeniz için bir fırsattır.

Okul Psikolojik Danışmanlarına (Rehber Öğretmenlere) Mesaj:
Okullardaki psikolojik danışmanların (Rehber Öğretmenlerin) mutlaka velilerle görüşerek ilgili açıklamaları yapmaları ve onları doğru yönlendirmeleri gereklidir. Bu konuda kaygı yaşayan öğrencilerle görüşerek gerekli psikolojik destek hizmeti sunulmalıdır.

Öğretmenlere Mesaj:
Tatilin bir dinlenme süreci olduğu düşünülerek öğrencilere fazla ödev verilmemelidir. Tatil dinlenerek, ders ve ödev etkinliklerinin dışında farklı etkinliklerle değerlendirilmelidir. Öğrencilere okuma, sinemaya gitme, ailesi ile birlikte sosyal ve kültürel etkinliklere katılması önerilmelidir.

Öğrencilere Mesaj:
Karne sizin sınavlara yansıyan performansınızın göstergesidir; kişiliğinizin değil. Performansınızdan memnun değilseniz, çalışma alışkanlığınızı gözden geçirerek, çabanızı arttırmalısınız. Bunun için sömestr tatili iyi bir fırsattır. Kendinize güvenin, başaracağınıza inanın. Son olarak bu konuda kaygı duyan ve olumsuz duygular içinde olan öğrenciler anne-babalar meslektaşlarımız psikolojik danışmanlara başvurarak psikolojik danışma hizmeti alabilirler.

Doç. Dr. Tuncay Ergene
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Genel Başkanı

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği
Tel: 0.312.4303674
Adres: Ön Cebeci Mah. Umut Sok. 50/4 Kolej ANKARA

Yorumlar